Geçmiş Kuşaklara Heyecanlı Bir Yolculuk “Aile Dizimi”

Geçmiş Kuşaklara Heyecanlı Bir Yolculuk “Aile Dizimi”

İki ayda bir yayınlanan İstanbul Diş Hekimleri Odası Dergisi, Uzman Psikolog Ayla Akbuar ile Aile Dizimi hakkında keyifli bir röportaj yaptı. Aile Dizimi hakkında merak ettiğiniz soruların cevapları bu röportajda…

İçimizden biri olan Ayla Akbuar artık yine insanla ilgili başka bir alan olan psikoloji alanında çalışmalarını sürdürüyor. Psikoloji masteri yapan meslektaşımızdan pek bilinmeyen “Aile Dizimi Terapisi” konusunda bilgi aldık.

Diş Hekimliği yaparken başka bir alanda çalışmaya başladınız. Hekimlikten başka bir alana geçiş kararını nasıl verdiniz?
Ben diş hekimliğini çok severek yaptım, bırakalı 15 yıl oldu. Muayenehanemde çalıştığım süreçte Prof. Dr.Gülçin Saydam’la bir eğitim projesinde çalıştık. Gülçin Hoca eğitim profesörü bir arkadaşına benden bahsedince kurumlara “Kişisel Gelişim”, “Takım Çalışması”, “Duygusal Zekâ” eğitimleri gibi yoğun bir programın içinde buldum kendimi. Eğitim işini 17 yıl yaptım.

Bu süre zarfında Diş Hekimliğine de devam ediyordunuz…
Evet, bir süre muayenehane ve eğitim işini birlikte yürüttüm. Bir gün iki iş arasında seçim yapmam gerekince eğitim yapmayı seçtim; 2000 yılında muayenehanemi kapattım.

Psikoloji alanına nasıl yöneldiniz?
Bir süre sonra sağlık sorunlarım eğitim vermeme olanak tanımaz oldu. Bu arada uygulamalı psikoloji masterimi bitirmiştim. Artık ses tellerimi zorlamak yerine danışanlarımı dinlemeye başladım. Diş Hekimliğini de çok severek yaptım, eğitimciliği de, ancak psikologluk yapmak ve insanların ruhsal şifalarında yardımcı olmak bambaşka bir doyum veriyor. Şimdi haftada bir kaç gün bireysel seanslar yapıyorum. Haftada bir gün de aile dizimine ayırıyorum.

uzman-psikolog-aile-dizim-terapisti-ayla-akbuar

Aile dizimi ile ilgili çalışmaya nasıl karar verdiniz, eğitiminizin bir parçası mıydı?
Master sürerken kendi terapim için gittiğim doktor bu yöntemi kullanıyordu ve bana çok faydalı oldu. Ben de bu işin eğitimini almalıyım diye düşündüm. 4 yıl Hellinger Enstitüsü’nden aile dizimi terapistliği eğitimi aldım. Şimdi enstitünün akreditasyon kurulundayım. Artık TSDE (Türkiye Sistem Dizimleri Enstitüsü) adını aldı. Aile dizim terapisti olacak kişilerin seçimi, eğitim süreçlerinin yönetimi, mezuniyetleri ile ilgileniyorum.

Aile dizimi yapabilmek için belli bir eğitim gerekiyor demek ki…
Benim görüşüm öyle olması yönünde. Ancak ne dünyada ne de burada böyle bir durum söz konusu değil. Psikoloji bilgisi olmayan birinin zaten terapi yapması doğru değil fakat Türkiye’de psikologlar kanunu, meslek örgütü gibi denetleyici bir mekanizma yok. Aksine her şeyi yapabileceğini sanan insanlar var. Denetim mekanizması olmadığı için yanlış yapılan bir çok iş terapi yönteminin adını lekeliyor. Aile dizimi iyi bir eğitim, psikoloji bilgisi ve sezgi gerektiren bir terapi yöntemi. Bu eğitimin süresi de 4 yıl.

Aile dizimi konusuna girdik ama ne olduğunu sormadık. Nedir bu aile dizimi, yeni bir terapi yöntemi mi?
Dünyada çok yeni değil. Bu konuyla ilgili 1950’li yıllarda yayınlanmış kitaplar var. Fakat tanıtımı ve yaygınlaşması Bert Hellinger’le. Hellinger, Alman bir teolog-psikolog. Güney Afrika’da görevliyken yerlilerin tedavi yöntemlerini gözlemlemiş. Ülkesine döndüğünde de psikoloji eğitimi alarak batıdaki terapi yöntemleri ile yerlilerin tedavi yöntemlerini birleştiren yeni bir terapi yöntemi geliştirmiş. Bu metod ışığında, 2. Dünya Savaşı sonrası Yahudilerin ve Almanların çektiği ızdıraplar ve bunların nesiller boyu aktarılması üzerine çalışmalar yapmış. Özetle dediği şu; benim bu hayatta yaşadığım yoksunluklar, sıkıntılar, hastalıklar sadece benim seçimlerimle olmayabilir. Bu benim atalarımdan genlerim vasıtasıyla aktarılmış bir sebepten de olabilir. Travmalar yedi nesil boyunca genler vasıtasıyla aktarılabiliyor, bu artık bilimsel bir gerçek olarak ispatlandı. Sadece fiziksel genetik değil, ruhsal genetik de var.

Biraz karmaşık geldi…
Örneğin atalarımdan biri birinin hakkını yemiş, bir mirasın üstüne konmuşsa gelecek nesillerde parasal anlamda hakkını alamayan torunlar olacaktır. Bunun örnekleri çok. Binin üzerinde dizim yaptım ve yüzlerce dizime katıldım. Gözlemlediğim çok şaşırtıcı olan bir şey var. Burada “bilen alan” dediğimiz bir alan oluşuyor. Yani grup enerjisinin olduğu yerde Jung’un da bahsettiği o bilen alan, ortak bilinçaltı denen şey. Siz hiç bir şey hatırlamasanız da burada çıkan bir şey tam sizin sorununuzun kaynağı oluyor. Tabi bu çözüldüğünde geçmişi değiştirme şansımız yok ama sonraki neslin bundan aldığı etkiyi nötr-alize edebiliriz.

Yani kişi hipnotize edilerek mi hiç bilmediği bir atasından kendisine aktarılan şeyin farkına vardırılıyor?
Farkına varmak bilinç üstünde olan bir durum. Burada bilinçaltında bir şeylerin farkına varılması söz konusu. Hipnotik telkinler var ama direkt bir hipnoz söz konusu değil. Bilinçaltına hitap ediliyor. Hatta burada olmayan birisinin de bilinçaltına hitap ediliyor. Mesela siz annenizle sorun yaşıyorsunuz, ben size dizim yapıyorum, anneniz de evinde. Büyük anneden anneanneye oradan anneye aktarılamayan bir sevgi ve kadınlık enerjisi var. Ona dair çözüm yapıldığında siz burada hem bilinçli hem bilinçaltı farkındalıkla olumlu etkileniyorsunuz ama enteresan olan anneniz de evinde değişiyor, dönüşüyor. Bu dönüşüm hemen gerçekleşmiyor ama maksimum bir senede sonuç alınıyor.

Tam olarak nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Psikodramanın yöntemlerini kullanıyoruz. O gün tesadüfen dizim yaptırmak için bir araya gelen katılımcılar arasında uygulama yapılıyor. Katılımcılar 8 kişiden 50 kişiye kadar olabilir. Hellinger Boğaziçi Üniversitesinde 100’den fazla kişiyle yaptı. İki yöntem var: Hellinger ve benim hocamın kullandığı yöntemde dizim yapılacak kişi danışanın yanına oturur. Danışan herkesin içinde sorununu anlatır. Açık yöntem dediğimiz bu yöntemde terapist sorunun baş rolünde olduğunu düşündüğü kişileri ya da kavramları simgeleyen birilerini diğer katılımcılardan seçmesini ister. İkincisi “kör yöntem” dediğimiz metot. Ben bu yöntemle çalışmayı tercih ediyorum. Bu yöntemde simgelerin karşılığı olan kişileri ben seçiyorum ve grup içinde benim dizimimde kimin ne rolde olduğunu danışan dışında kimse bilmiyor. Role çıkanlardan içinden geldiği gibi davranmalarını istiyoruz. Bilen alanda bilen olunuyor gerçekten. Katılımcılar hiç tanımadıkları kişiyi temsil ederken, aynen o kişi gibi davranıp, aynı tepkileri veriyorlar. Bazen çözüm kendiliğinden oluyor. Bazen de kilitlenebiliyor.
ayla-akbuar-aile-dizimi

Yani sorun neyse orada çözüme kavuşuyor…
Hellinger maksimum şifa 1 yılda gelir diyor ama son yıllarda benim ve arkadaşlarımın da bir tespiti oldu, şifa süresi kısaldı. Her şey çok hızlı değişiyor ve evrime uğruyor. Hem bireysel hem toplumsal hayatımızda hızlandırılmış bir kursta gibiyiz.

Hep mi mutlu son?
Mesela ayrılmak üzere olan bir çift bana geldiler dizim yaptım. Çözüm barışmaları mıdır? Belki de ayrılmalarıdır. En hayırlısı neyse çözüm odur. Bunu iki insanın ruhu bilir. Bazen zihin devreye girer daha da yanlış olabilir. Ruhunun yolunu da dizim çok güzel açar. Çözümün önünde bir taş varsa dizimle beraber o taşı alıp kenara koyuyoruz. Sonra yolu ruh yürüyor.

Ruh kavramını anmışken, bu yöntemin bilimselliği tartışılıyor mu?
Burada konu olan ruh psikoloji yani ruh bilimdeki ruh. Bu yöntem tartışılır bir yöntem değil. Üniversitelerde ders olarak öğretilen, bilimselliği kanıtlanmış bir yöntem. Fakat psikolojide fizik ya da kimyada olduğu gibi ispatlı yöntemler yoktur. Her birey için farklı çözümler, yollar içeriyor olması doğal olarak sol beyne hitap edecek bir çözümü çok mümkün kılmayabiliyor. Zira duygular, sezgiler, empati sağ beyinde. Dünyanın sağ beyni de içine alacak bilimselliğe ihtiyacı var!

Herkes öğrenebilir mi bu terapi yöntemini?
Teknik kısmı öğrenilir. Nasıl herkes iyi hekim olamazsa herkes iyi terapist, iyi psikolog da olamaz. Her hasta kendi terapistini buluyor. Fakat denetleme mekanizması olması şart. Yetkisiz kişilerin yaptığı işler güvensizlik doğuruyor.

Terapi ne kadar sürüyor? Öncesinde belli hazırlıklar, ödevler yapılıyor mu?
Genogram yani aile geçmişine ait bilgiler almamız gerekiyor elbette. Hatırlayabildiği kadar aile öykülerini öğreniyoruz danışanın. Öncesinde bireysel bir seans da yapıyorum. Dizimler süresince belli periyotlarda görmek gerekiyor kişiyi.

Genetik olarak bizi etkileyen şeylerden başka dışarıdan öğrendiklerimiz de var. Orantısına bakarsak bunların etkisi daha mı az Geçmişten getirdiğimiz şeyler bizim hayatımızı daha mı çok belirliyor?
Böyle bir iddia olamaz. Bazı insanların hayatında atalarından gelenler çok baskın oluyor. Şuna benzetebiliriz: Bir ailede bir insan çok iş yapar, bütün işler ona kalır. Bazen de bütün genetik yükü taşıyan bir insan oluyor, bilinemez.

Sadece aile değil sistemlerin de dizimi yapılıyor galiba.
Bu sistemin adı “aile dizimi” idi ama değişti, sistem dizimi deniyor artık. Hellinger ekolü de değişti, dönüştü. Şu an dünyada çok farklı dizim uygulamacıları var. Çevre için, doğadaki sular için, hayvanlar için dizim yapanlar var. Çok geniş bir yelpazede yapılıyor anlayacağınız. Hepimiz bir sisteme aitiz. Evren bir dolu sistemin iç içe geçmesinden oluşmuş ve bir denge içinde. İçine doğduğumuz aile bir sistem. Annemiz, babamız, geriye doğru giden kuşakların hepsi ayrı ayrı birer sistem. Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin, TBMM’nin, Türkiye’nin… bir sistemi var. Sistemlerden herhangi birinin dengesi bozulduğunda zincirleme birçok sistemin dengesi bozuluyor.

Son olarak bize aktarabileceğiniz enteresan hikâyeler var mı?
Genetik olarak yedi nesil boyunca travmalar aktarılıyor. Mesela bana Gezi olayları sonrası çok sayıda panik atak vakası geldi. Gelenlerin hiçbiri Gezi’den kaynaklı bir olumsuzluğa maruz kalmamışlardı oysaki. Bu kişilerin geçmişine baktığımda soykırım, savaşta öldürülen atalar, silahlı çatışma gibi olayları gördük. Gezi sırasında yaşananlar, bu kişilerin atalarının genleriyle aktarılmış ve uyumakta olan travmalarını reaktive etti. Anıların canlanması panik atak başlatmıştı. Dizimler sonrasında sorun kalmadı. Her bir sistem için dizim yapılabileceğinden bahsetmiştik. Bedenimiz, organlarımız da kendi içinde birer sistem. Böbrek nakli olan bir danışanım vardı, ona yaptığımız dizim hepimizi gözyaşlarına boğdu. Bedeni ve böbreği simgeleyen kişilerden bedeni simgeleyen kişi böbreği simgeleyen kişiye yapışıyordu. Böbrek bedene diyordu ki “dur yapışma, yavaş yavaş, ben buradayım, bir yere gitmiyorum”. Bunun bedendeki karşılığı böbreği kaybetmemek için aşırı efor sarf etmesidir. Danışan da hayatın içinde gereğinden fazla efor sarf eden ve kendini tüketen biriydi. Dizimden sonra, daha huzurlu ve hayatla barışık oldu. Sistem (aile) dizimi, yetkin kişiler tarafından uygulandığında klasik psikoterapi yöntemlerine göre daha etkin ve kısa süreli bir uygulamadır. Ülkemiz için de siyasal dizimler yaptık, yapmaya da devam ediyoruz, özellikle ülke geçmişinde yaşanan ölümler, travmalar vs üzerine… Deniz yıldızı hikayesinde olduğu gibi, her kurtardığımız deniz yıldızı kardır.

ayla-akbuar-aile-dizimi-2

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir